Üyeler:
Konular:
Mesajlar:
Online:

Son Üyemiz:

 

Geri git   ENGİZFORUM > İSLAM > Serbest Köşe


Serbest Köşe Serbest İlim köşesi

Cevapla
 
Seçenekler Stil
  #1  
Alt 29-03-2009
Taximinator - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Taximinator Taximinator isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Administratör
 
Üyelik tarihi: Oct 2008
Mesajlar: 250
Tesekkür: 170
47 Mesajina 113 Tesekkür Aldi
Taximinator is on a distinguished road
Thumbs up İki Gazetenin seksî Fotoğrafları için Tıklayın! / Cemal Demir

Hürriyet yayın yönetmeni Ertuğrul Özkök, Obama ve Erdoğan'ın üsluplarını karşılaştırmış. Recep Tayyip Erdoğan'ın kredi kartı mağduruna yaklaşımını bilmiyorum ama Jay Leno'nun programını canlı seyrettim.
Program, mizah eğilimli bir sohbet formatına dayanıyor. Amerikan televizyonlarında çok yaygın ama Türkiye'de bir benzeri oluğunu sanmadığım bir stil. Günlük olaylar, mizahi bir dille değerlendiriliyor, günün canlı yayın konuklarıyla da yine şen şakrak bir sohbet gerçekleşiyor.
Jay Leno'nun yanı sıra, David Letterman, Jimmy Kimmel, Bill Maher, Conan O'Brien gibi birçok ünlü ismin bu türden kendi şovları var. Bu şovlar, kamuoyu oluşturmadaki gücü sebebiyle, politikacıların da uğrak yeri. Ancak başkan da olsanız vali de senatör de, sohbet mizah formatından çıkmıyor. Bu programlara katılan herkes neşeli herkes espritüel. Konuklar stüdyoya şakalarıyla geliyor. Her ne kadar üzüm yemekten çok bağcıyı dövme hissi verse de, Ertuğrul Özkök'ün iyi niyetli bir eleştiride bulunduğuna inanmak istiyorum. Çünkü, Ertuğrul Özkök, ülkedeki makam ve meslekleri medeni ülkelerdeki standartlarla kıyaslama yolunu açarak hayırlı bir iş yapmıştır. Çetin Altan ustanın, Türk aydınını hep davet ettiği sorgulayıcılığa, bu kadar üst perdeden katılım önemlidir.

Ben de bu önemli açılıma kendimce, iki ülke yazılı medyasının amiral gemilerini karşılaştırarak katılayım. Gerçi, New York Times gazetesi ile Hürriyeti karşılaştırmaya kalkmak bile, her iki gazeteyi bilenlerin yüzünde tebessüme sebep olacak bir girişim. Herşeyden önce, New York Times gazetesi, tek işi medya olan bir şirkete ait. Hürriyet, petrolden, bankacılığa, yedek parçadan, elektiriğe, çelik halattan dayanıklı tüketim mallarına, organik gıda ürünlerinden turizme girmediği sektör kalmamış bir şirket. New York Times gazetesinin bağlı olduğu New York Times şirleti ise, başta Boston Globe ve İnternational Herald Tribune olmak üzere bir dizi medya organının sahibi. Medya dışında şirketin tek yatırımı, Boston Red Sox beyzbol takımı ve onun stadyumu ile bir kağıt fabrikasının yüzde 40 hissesi. Yani "tipik" bir medya şirketi.

New York Times gazetesi yayın yönetmeni Bill Keller, gazeteciliğe, 1970 yılında üniversiteden mezun olduktan sonra kendi kurduğu bir yerel gazete ile başladı. 13 yıl değişik yerel gazetelerde muhabirlik yaptıktan sonra 1984 yılında New York Times gazetesine "muhabir" olarak katıldı. Sırasıyla, Washington, Moskova, Johannesburg büro şefleri olarak çalıştıktan sonra dış haberler editörü, sonra köşe yazarı ve en sonunda 2003 yılında yayın yönetmeni oldu. Irak Savaşına giden süreçte Bush yönetimine verdiği destekle itibar erozyuna uğradı ancak, 8 Şubat 2003 tarihli, "Şahinler arasında olduğuma inanamıyorum kulübü" başlıklı yazısıyla tutumunu, açık yüreklilikle paylaştı. Özür başyazıları kaleme aldı. Keller'ın, "Ben hep haklıydım, hep haklı kalacam" şeklinde bir yaklaşımına şahit olan yok.

New York Times gazetesi her zaman, özgürlüklerden yana oldu. En şahin seslere yer verdiklerinde bile dengeleyici bir tutum içinde olmaya özen gösterdiler. 11 Eylül saldırısından sonra bazı marjinal gazeteler, bütün Müslümanları potansiyel düşman gören bir tutumu kışkırtırken, New York Times gazetesi ilkeli durdu. Tek birgün, konjonktüre uyarak, üniversite kampüslerine ya da devlet kurumlarına gizli kameralı muhabir gönderip, "işte namaz kalan Amerika düşmanları" fotoğrafı yayınladıklarını görmedim. Aksine, bize bile radikal gelebilecek Müslüman grupları bile, her hangi bir ayrımcılık olasılığından korunmak için söz hakkıyla habere konu ettiler hep.

Amerika'nın çeşitliliğine ve çoğulcu yapısına her zaman saygı duydular. Tek birgün bile, Harward, Columbia ya da herhangi bir üniversitedeki, İspanyolca konseri, ya da yöresel kıyafetli bir gösteriyi, "Harvard'ta Tuhaf Şov!" ya da "Columbia'da Tuhaf Konser" diye verdiğine şahit olmadım.

New York Times, tek birgün bile, bir kıyafeti diğerinden daha çağdaş, bir kıyafeti diğerinden daha bilimsel, daha akılcı göstermedi. New York Times'ın "kıyafet devriminden" anladığı, "Reşit bir kişiye, kimsenin kıyafeti konusunda dayatma ya da ayrımcılık yapamayacağıdır". Başı açık bir kadına sırf bu tercihinden dolayı yapılacak bir tacizin, kabalığın intikamını asla, tüm başörtülülere ülkeyi dev bir hapishane haline getirme hakkı verdiğine New York Times gazetesinin en yobaz yazarını bile ikna edemezsiniz. New York Times plazanın içinde, Hürriyet plazadakinden daha fazla başörtülü kadın olduğuna yemin ederim.

New York Times, kendi yayınlarına yönelik sert eleştirilerine rağmen, terk birgün bile, Bush yanlısı çizgide yayın yapan New York Sun, Washington Times ve benzeri gazeteleri, topluca, "yandaş medya" diye yaftalamadı.

New York Times, devlet görevlileri zanlı olduğunda "aman yargılama hukuku"; muhaliflerden biri zanlı olduğunda, "alçakları tanıyalım" tetikçiliğine tek bir gün tevessül etmedi. Prensip olarak her zaman eleştirdiği adamlar söz konusu olduğunda da, "hukuk" dedi.

New York Times gazetesi, editoryal kurulun siyasi görüşünü hiç saklamadı. Her seçimden önce editoryal kurul olarak hangi adayı desteklediklerini mutlaka açıkladılar. Ancak, seçimi en sevmedikleri adaylar bile kazandığında, seçmene hakarete tevessül etmediler. New York Times yönetimi, "Ülkeye devlet başkanlığına kimin aday olacağına, kimin seçilmesine" karar verecek merci olarak kendini görmedi. Amerikan Kongresini değil, gazeteyi yönettiklerini birgün bile unutmadılar.

New York Times gazetesi, 40 yıl önce beyazların olduğu restoranlara bile giremeyen zencilerden bir köle torununun "first lady" olacak olmasına "kafayı takmadı". Avrupa liderlerinin hepsinin karısı beyaz, "birtek bizimki zenci" faşizmine tek bir gün bile tevessül etmedi.

New York Times gazetesinin kağıt baskısında da, web sitesinde de "haber" var. Hürriyetin sitesi, ABD'nin birçok yerinde, "adult filter"a takılıyor maalesef.
New York Times gazetesini, nüfusunun büyük bölümü Müslüman İstanbul'un metrosunda gönül rahatlığıyla açıp okuyabilirsiniz. Hürriyet gazetesini, dünyanın en açık fikirli en tabusuz insanlarının yaşadığı New York metrosunda açıp okumaya kalkarsanız, kınayıcı bakışlara muhatap olursunuz. Para cezası yeme ihtimaliniz yüksek.

CEMAL DEMİR - Haber 7
cemaldemir111@gmail.com
Alıntı ile Cevapla
TaximinatorKullanicisina Bu Mesaji Için Tesekkür Edenler:
Cevapla


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Sizin Yeni Konu Acma Yetkiniz var yok
You may not post replies
You may not post attachments
You may not edit your posts

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıAçık

Gitmek istediğiniz klasörü seçiniz


Şu Anki Saat: 04:32

Powered by vBulletin® Version 3.8.0 Beta 1
Copyright ©2000 - 2008, Jelsoft Enterprises Ltd.
Türkçeleştirme HepGeL.CoM Sitesi Desteği İle

exselansTR Tarafından Yapılmıştır

Türkçe Sürüm : vBulletin 3.8.0 Beta 1
©2005 Engiz.de
A vBSkinworks Design